Sana yazıyorum bu mektubu ey çocuk!!! Nisan 14, 2007
Posted by askaarzuhal in Mihmandar'ın Dünyasından.1 comment so far
Sana yazıyorum bu mektubu ey çocuk! Sen özvatanının bombalar altında kanadığını izlerken,ölüm korkusu çekerken, silah seslerinden dalamazken derin uykulara,ben sana mektup yazıyorum…Kelimelerim yetmiyor, gözyaşlarımı zorluyorum akmıyorlar. Yüreğimin dehlizlerinde derin bir acı, yanardağlar lavlarını aktarıyor kalbime. Herkese kırgın bir çehre ile suskun dolaşıyorum etrafta.
Niçin sustuğuma kimse anlam veremiyor, niye sustuğumu anlamıyorlar.
Biliyorum bana dargınsın, biliyorum senin için hiç birşey yapamıyorum. Elimden dua etmekten başka bir şey gelmiyor.
Korkuyorum…Öksüz kalmandan, yetim kalmandan, kollarını, bacağını,yüreğini kanlar içinde bir yerlerde unutmandan korkuyorum. Seni gönlü yaralı bir güvercin gibi ortada bırakmalarından çok korkuyorum.
Merhameti yoktur ki serseri kurşunun, acımazki sana…
Cemre niyetine yere sererler narin bedenini, yağmurlar yağar üşürsün, ağlarsın, kimse tutmaz küçük ellerini.
Hangi şefkatli kol sarar seni, kim merhamet öpücükleri kondurur gözyaşlarına aşina yanaklarına?
Ya aradığında kimseyi bulamazsan,ya herkes kaderine terkederse?
İşte o zaman bana hesap sorar mısın, azap meleği gözlerini gözlerime dikip ; “sende beni yalnız bıraktın” der misin?
Savaşa devam, savaşmaya devam. Zulme hayır ey çocuk, zulme hayır!
Öldürülüşüne seyirci kalmak kahrediyor beni…Entellerin , politikacıların, koltuk meraklılarının, midesine, hevalarına adananların sözlerine kulak tıkıyorum. Tek senin acı dolu sesin yükseliyor gökyüzüne,sade senin sesini işitiyor kulaklarım.
Kırgınım ey çocuk! En az senin kadar sitemliyim.
Zihnimde kol geziyor düşüncelerim, başıma ağrılar saplanıyor, kanlı yayınlardan haberleri dinlemekten kaçıyorum.
Ya yüzünü görürsem, ya küçük çehreni tanırsam, ya ana şefkatinden mahrum yüreğinin toprağın hüzünlü boynuna sarıldıgına şahidlik edersem?
Ölme, sakın ölme ey çocuk!
Korkarsan beni çağır,vurulmak üzereyken kurşuna seslen, ona benim adresimi ver.
Yere düşüpte kalkamazsan bana uzat ellerini, kaybettiğin her yakının için bana bir daha, bir daha sarıl.
Kimse duymazsa seni rüzgarın kulağına fısılda, bana yolla tüm sözlerini…Ben duyarım, yüreğime akıt gözyaşlarını sana yük olmasın ben taşırım.
Çağırdığında gelemezsem,düştüğünde kaldıramazsam,bunların hiç birini yapmaya yetmezse gücüm, bil ki senin yanındayım ve seninle birlikte ağlıyor olacağım…
Uyan Artık Yiğidim Nisan 14, 2007
Posted by askaarzuhal in Gönüle Yazılan Şiirler.add a comment

Uyan Artık Yiğidim Istırabdır yiğidim azığımız, hicrandır
Mirasımız mahkûmdur, mahzundur, perişandır
Gene de ye’se düşme yiğidim; imtihandır
Filizlenen her ölüm, mazlumlara nişandır
Ne gönüllerde sevinç, ruhlarda beyaz kaldı
Ufka bir bak, ilerle; inkılaba az kaldı.Ülkemden hatırıma hep sefiller geliyor
Bin yüzlü Ebrehe’ ler, kara filler geliyor
Şimdi devran değişti; ebabiller geliyor
İbrahim bahçesinden taze güller geliyorAlemde, duyulacak kutlu bir avaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.Çöküyor sırtımızda yükselen vahşi duvar
Heykeller kırılıyor; dökülüyor mumyalar
Toprağın sinesinde umut var, heyecan var
Okşadığın her kökten fışkırıyor bir bahar.Buzlar çözüldü; kıştan kuru bir ayaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.Gözlerin ayet ayet büyüyen bir bebektir
Ellerin sokaklarda uçuşan kelebektir
Sana rehberlik eden ne cindir, ne melektir
O bir İnsan-ı Kamil, mücella bir dilektirO’ ndan bize ebedi sürecek bir haz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.Bulanık akan sular durulacak yeniden
Gökyüzüne direkler vurulacak yeniden
Saadet menziline varılacak yeniden
Çağlar üstü bir nizam kurulacak yenidenCehaletin elinde lanetli bir saz kaldı
Ufka bir bak yiğidim; inkılaba az kaldı.Bu kan kokan coğrafya, bu çığlıklar senindir
Bu gözü yaşlı tarih, hıçkırıklar senindir
Yeryüzünde çiğnenen bütün haklar senindir
Prangalı hükümler, aydınlıklar senindir.Yıllardır, uygarlıktan sana hep enkaz kaldı
Ufka bir bak yiğidin, inkılaba az kaldı.Tasalanma yiğidim; zaman bizden yanadır
Külümüzden yükselen duman bizden yanadır
Son durak, son ilahi ferman bizden yanadır
Dünya düşman olsa da, iman bizden yanadırKapıları açacak çoşkun bin niyaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim, inkılaba az kaldıMahzenlerde beklemek ziyan artık, yiğidim
Fecr-i sadık vaktidir; uyan artık yiğidim
Ateşlere girsen de, dayan artık yiğidim
Hakikate dönüyor rüyan artık, yiğidimZalimler için karar verildi; infaz kaldı
Ufka bir bak yiğidim, inkılaba az kaldı. Nurullah Genç
Cennetim Olurmusun ? Nisan 14, 2007
Posted by askaarzuhal in Mihmandar'ın Dünyasından.add a comment

elini tutsam, dünyanın öbür ucuna benimle birlikte gelir misin? bekle desem, dünyanın bir ucunda beni bekler misin?
denizimde fırtınalar çıktığında limanım olur musun? karanlık bastırdığında deniz fenerim, hava açınca yıldızlarım olur musun; bulutlar göğü kapladığında pusulam?
mihengim, turnusol kağıdım olur musun? yüreğimin suyu bulandıkça onu durultacak iksirim?
kapılar kapandığında kapım, yollar aşındığı vakit yolum, saklanmak istesem duvarım olur musun? özgürlüğüm ve mapusanem?
üşürsem evim olur musun? yorganım, ana kucağım? çölümde vaha olur musun? vahamda hurma ağacım?
dağın tavşanı, çölün ceylanı, gecenin hayalleri bağrına bastığı gibi beni bağrına basar mısın? şak şak yarılsa bile gökten umudunu kesmeyen kıraç tarlalar gibi umut bağlar mısın bana? gitmek istersem kanatlarım olur musun? kalmak istersem ayağımda prangam?
hurilerim olur musun? kudret helvam ve bıldırcınım? soğanda sarımsakta gözüm yok, tih çölü sürgününde gözüm yok. ateş almaya gidersem, kırk vakit sonra dönsem bile aynı yerde beni bekliyor olur musun?
kavmim beni terk ederse ve ben kavmimden kaçarsam, bir kez arkana bakmadan arkamdan gelir misin?
ot bitmeyen bir vadide yalnızca Allah’a emanet edip gidersem, sen de beni kınamaksızın O’na güvenip sa’y eder misin?
ümidimi kaybettiğim anda ümidim, neş’emi kaybettiğim zamanlarda coşkum, kalbim işgale uğrarsa halaskarım ve rehberim olur musun?
arkadaşım, yoldaşım, sırdaşım, enisim, huzurum, sürurum, nurum, zinetim, nimetim, CENNETIM OLUR MUSUN?